nazikçe hayır diyorsun
hunharca katlediyorsun beni
farkında değilsin, sevdasından ölenlerin
uykusuzluğun sebebinde değilsin
sormuyorsun neden böyle
bilmiyorsun ki tinerci çocuklar neden çekiyor
o yaşlı teyze beyoğlunda niçin çöp topluyor
sokakları da bilmiyorsun, hikayelerini de
konuşuyorsun sonra ' ben biliyorum '.
ve ben diliyorum
dünya bizim, tüm gördüklerimiz
hatalar bizim
pislikler bizim
hem güzellik de
ölüm de bizim
aşk da bizim
nefret de
işçiler tırmanıyor yokuşu
ellerinde yağ izleri
evlerinin duvarlarında soba isleri
sönük ışıyor evleri
tarhana pişiyor mutfaklarında
başı cemberli kadınlar bekliyor yollarını
farkında değilsin neden kirli bu çocuklar
evler neden bitişik
evler neden alelade
tiksiniyorsun çay içmeğe
diyorsun ki umut ola o evde
farkında değilsin dönüyor dünya
birileri güçleniyor, ötekiler ölüyor
hiç umrunda değil hergünün yitip gitmesi
hiç umrunda değil deli meryemin sevgisi
farkında değilsin neden bu şiir böyle karışık
neden işler iç ice
umrunda değil zaten
kirleniyor dünya gittikçe
28 Temmuz 2010 Çarşamba
gecenin ikisinde
yağmur yağıyor yine istanbula
ancak yalnız kalabildim
sessizlik gecenin ikisinde
üçünde
dördünde
beşinde
babannem ölmüş
pazartesi akşamı aldım haberini. üzülmedim üzülemedim yani
insan bu kadar mı yabancılaşır köklerine ?
özlediğim anılarım olsun isterdim onunla.
olmadı.
insan ne diyebilir ki
başı olmayan cümleler
ama acı veren bitişler ve noktalar
ünlem olamadıysam birilerine benim suçum mudur?
çırpınmadıysa bir kalp bana sebeplisi ben miyim acaba?
uzun yıllar geçiyor, kısacık geçiyor uzun yıllar
yürünmüş yollar var geride
ve önümde
ilerlemeyen yollar
üzgünüm bu gece
bir orhan gencebay şarkısı kadar arabesk
müslüm gürses şarkısı tadında jilet gibi keskin
türküler de kar etmiyor
yetiş ömrüm bugün de bitiyor
sen de bitiyorsun
toprakta tohum filizlenmiyor
boy vermiyor deli sevmeler
hep üzülmeler
hep kırılmalar
hep ayrılıklar.
ancak yalnız kalabildim
sessizlik gecenin ikisinde
üçünde
dördünde
beşinde
babannem ölmüş
pazartesi akşamı aldım haberini. üzülmedim üzülemedim yani
insan bu kadar mı yabancılaşır köklerine ?
özlediğim anılarım olsun isterdim onunla.
olmadı.
insan ne diyebilir ki
başı olmayan cümleler
ama acı veren bitişler ve noktalar
ünlem olamadıysam birilerine benim suçum mudur?
çırpınmadıysa bir kalp bana sebeplisi ben miyim acaba?
uzun yıllar geçiyor, kısacık geçiyor uzun yıllar
yürünmüş yollar var geride
ve önümde
ilerlemeyen yollar
üzgünüm bu gece
bir orhan gencebay şarkısı kadar arabesk
müslüm gürses şarkısı tadında jilet gibi keskin
türküler de kar etmiyor
yetiş ömrüm bugün de bitiyor
sen de bitiyorsun
toprakta tohum filizlenmiyor
boy vermiyor deli sevmeler
hep üzülmeler
hep kırılmalar
hep ayrılıklar.
belki
belki değişir diye geldim
gökyüzünün karanlığı,
geçer günyüzünün aydınlığına
belki yine kekik kokar her yan
belki kuşlar cıvıldaşır başımızda
güneş gerçekten doğar
ve yıldızlar
yıldızlar ışık saçar sevdamızdan
belki ateş böcekleri de söyler şarkımızı
belki bir çocuğun rüyasına gireriz
şekerli bulutlar, çikolatadan ırmaklar
gizli sevda mı oluruz dersin
ve gizliden bakışlar
dokunamayan uzanışlar
çözüm olmayan kaçışlar
sen de seversin belki
o yüce dağları
sarı çiçekli yaylaları
belki gideriz oralara
yuvamız olur
uykumuz bağlanır gecenin birine
umuda uyanırız
ya da hiç uyanmamaya.
gökyüzünün karanlığı,
geçer günyüzünün aydınlığına
belki yine kekik kokar her yan
belki kuşlar cıvıldaşır başımızda
güneş gerçekten doğar
ve yıldızlar
yıldızlar ışık saçar sevdamızdan
belki ateş böcekleri de söyler şarkımızı
belki bir çocuğun rüyasına gireriz
şekerli bulutlar, çikolatadan ırmaklar
gizli sevda mı oluruz dersin
ve gizliden bakışlar
dokunamayan uzanışlar
çözüm olmayan kaçışlar
sen de seversin belki
o yüce dağları
sarı çiçekli yaylaları
belki gideriz oralara
yuvamız olur
uykumuz bağlanır gecenin birine
umuda uyanırız
ya da hiç uyanmamaya.
15 Haziran 2010 Salı
Bahar doğdu 16 Haziran'da
Küçücükmüşüm, ufacık ve yumuk elleri olan bir bebek işte. Gelirken dünyaya pek iyi gelmemişim huzursuz etmişim anamı,acı çektirmişim ve belki acı da çekmişimdir ; hatırlamıyorum. Zamanın dindirdiği acılar farklı şekillerde ben büyüdükçekuşatmış dünyayı ve ben de bir acı olmuşum. 90'ların o kanlı, acılı ve bir o kadar da ' ahh nerde o günler ' dedirten güzelliğiyle harman olmuşum. Bir anda büyümüşüm zaman geçmiş ve farkında olmamışım. Hep öyle değil midir zaten bir söğüdün gölgesi tadında bir anlık, boğazlanan bir çocuğun kanı gibi acı akar zaman. Geride kalır güzellikler, yalnızlıklar, sevdalar.Sevda bırakmadım arkamda ama yalnızlıklarım oldukça bol...
Adım direniş olsun isterdim, inatçı ve asi ; bir halkın sesi gibi gür, Spartaküs kadar korkusuz, Nazım kadar memleket sevdalısı, Ahmet Arif kadar halktan, Orhan Veli gibi sokaktan ! Bir sevda olmak isterdim bülbülün yüreğinde, uçurumun en dibinde, yıldızların ışığında, galaksinin en ücra köşesinde, Naciye'nin gönlünde, Mecnun'un deliliğinde. Hep küçük bir çocuk olmak isterdim annesi ne verdiyse giyen, babasına hayran, tanrıyı bilmez, kini beslemez, kötülüğü düşünmez. Bir bulut olmak isterdim baktıkça şekli değişen, ay dedeyi saklayan, güneşi haklayan, yağmurları taşıyan.
Büyüdük işte hayallerle, rüyalarla, yalanlarla ve ozanın dediği gibi biz büyüdük kirlendi dünya. 16 Haziran benim günüm, doğduğum gün mutlu mu eder yoksa üzer mi bilinmez, büyüyorum git gide ve küçüleceğim birgün elbette ! Büyüt beni dünya, sar, sarmala ve hep döneceğini bilsem de ben gittiğimde anlamsız olacaksın dünya ... Ben seviyorum iyi kötü herkesi, güzel bir dünya istiyorum ; çocukların tutuklanmadığı, halkların dilini özgürce konuşabildiği, açlıktan kimsenin ölmediği, sevdanın yasak olmadığı ve bütün sınırların kalktığı bir dünya. Kendim için istemiyorum bütün insanlığın ihtiyacı var buna...
Adım direniş olsun isterdim, inatçı ve asi ; bir halkın sesi gibi gür, Spartaküs kadar korkusuz, Nazım kadar memleket sevdalısı, Ahmet Arif kadar halktan, Orhan Veli gibi sokaktan ! Bir sevda olmak isterdim bülbülün yüreğinde, uçurumun en dibinde, yıldızların ışığında, galaksinin en ücra köşesinde, Naciye'nin gönlünde, Mecnun'un deliliğinde. Hep küçük bir çocuk olmak isterdim annesi ne verdiyse giyen, babasına hayran, tanrıyı bilmez, kini beslemez, kötülüğü düşünmez. Bir bulut olmak isterdim baktıkça şekli değişen, ay dedeyi saklayan, güneşi haklayan, yağmurları taşıyan.
Büyüdük işte hayallerle, rüyalarla, yalanlarla ve ozanın dediği gibi biz büyüdük kirlendi dünya. 16 Haziran benim günüm, doğduğum gün mutlu mu eder yoksa üzer mi bilinmez, büyüyorum git gide ve küçüleceğim birgün elbette ! Büyüt beni dünya, sar, sarmala ve hep döneceğini bilsem de ben gittiğimde anlamsız olacaksın dünya ... Ben seviyorum iyi kötü herkesi, güzel bir dünya istiyorum ; çocukların tutuklanmadığı, halkların dilini özgürce konuşabildiği, açlıktan kimsenin ölmediği, sevdanın yasak olmadığı ve bütün sınırların kalktığı bir dünya. Kendim için istemiyorum bütün insanlığın ihtiyacı var buna...
1 Haziran 2010 Salı
Filistin Gerçeği ve Türkiye
İsrail uzun zamandır Filistin'i abluka altına almış durumda, askerler yetmiyormuş gibi bir de sivil halk katlediliyor. Bunlarla yetinmeyen katil İsrail hükümeti gelen yardım gemilerine ateş açıyor, İsrail Hükümeti'nin Filistin politikaları üzerine eleştiri yapan vatandaşlar sınırdışı ediliyor. Özellikle İsrail Hükümeti'nin fütursuzca bütün dünyayı hiçe sayan son ' vahşeti ' bütün Türkiye halklarının canını sıkmış durumda. Bugün gördük eylem alanlarında ve İsrail Konsolosluğu önündeki kalabalığı ve öfkeyi. Evet bu oldukça güzel çünkü bir vahşete, katliama karşı duruşumuzu gösterdik ama nerden baktığımız oldukça önemli. Recep Bey ' van minıtz ' dedi prim yaptı amma yine de imzasını attı ! Demek ki van minıtzla olmuyormuş bu işler arkasına bakmak gerekiyormuş. Halkımın ne haddine ! Aynı bakış açısıyla İsrail Hükümeti'nin katliamına tepkide bulundu büyük bir halk kesimi. Alanlarda gördük cübbeli vatandaşları, ülkücü vatandaşları neden ordaydılar ve arkasında ne vardı bu oldukça önemli.
Yıllardır Türkiye'de bir ' kürt meselesi ' var. Siviller TSK ve Polis güçlerince öldürülüyor, üstü kapalı cinayetler işleniyor doğuda ama failleri bir türlü bulunamıyor; bulmaya çalışan savcılar da ya susturuluyor ya da içeri atılıyor. Haydi geçtim 18 yaş üstü kürt sivilleri, küçücük çocuklar öldürülüyor, savunma aracı olarak kullandığı taş suç teşkil ediyor ve onlarca yıl hüküm giyiyor. Aynı içgüdüyle Filistin'deki bir çocuk taş attığı zaman hepimiz alkışlıyoruz ülkücü ve cübbeli vatandaş da alkışlıyor. Türkiye'de puşi takıp gezdiğiniz zaman kürt olmasanız bile gbt'nize bakılabiliyor, sokaktaki birileri ya da milliyetçi kesim de teröristsiniz siz diyor. Ama bugün İsrail Boykot'unda Filistin'e ait puşiyi bize terörist diyenler de takıyor. Şakşaklıyorsunuz terörist Hamas'ı ya kendi içindekiler ? Durum bu kadar basit arkadaşlar.
He bir de şu faşist Hitler'in sözünü ananlar vardı günboyunca. Ne kadar kör bir bakış açısı !Körsünüz suçun halklarda değil, yönetenlerde, çıkar sahiplerinde ve sermayedarlarda olduğunu göremeyecek kadar. Yüreksizsiniz insanlık ayıbına ' kendinize müslüman ' bir şekilde yaklaştığınız için. Korkaksınız kendi içinizdekilerle yüzleşip çözemeyecek kadar. Şimdi hepiniz oturun bir hesap yapın ; kendi faşizminizi ve katliamınızı ne zaman sonlandıracaksınız ?
Ne Mutlu İnsanım Diyene...
FİLİSTİN'E ÖZGÜRLÜK İSTİYORUZ.
Yıllardır Türkiye'de bir ' kürt meselesi ' var. Siviller TSK ve Polis güçlerince öldürülüyor, üstü kapalı cinayetler işleniyor doğuda ama failleri bir türlü bulunamıyor; bulmaya çalışan savcılar da ya susturuluyor ya da içeri atılıyor. Haydi geçtim 18 yaş üstü kürt sivilleri, küçücük çocuklar öldürülüyor, savunma aracı olarak kullandığı taş suç teşkil ediyor ve onlarca yıl hüküm giyiyor. Aynı içgüdüyle Filistin'deki bir çocuk taş attığı zaman hepimiz alkışlıyoruz ülkücü ve cübbeli vatandaş da alkışlıyor. Türkiye'de puşi takıp gezdiğiniz zaman kürt olmasanız bile gbt'nize bakılabiliyor, sokaktaki birileri ya da milliyetçi kesim de teröristsiniz siz diyor. Ama bugün İsrail Boykot'unda Filistin'e ait puşiyi bize terörist diyenler de takıyor. Şakşaklıyorsunuz terörist Hamas'ı ya kendi içindekiler ? Durum bu kadar basit arkadaşlar.
He bir de şu faşist Hitler'in sözünü ananlar vardı günboyunca. Ne kadar kör bir bakış açısı !Körsünüz suçun halklarda değil, yönetenlerde, çıkar sahiplerinde ve sermayedarlarda olduğunu göremeyecek kadar. Yüreksizsiniz insanlık ayıbına ' kendinize müslüman ' bir şekilde yaklaştığınız için. Korkaksınız kendi içinizdekilerle yüzleşip çözemeyecek kadar. Şimdi hepiniz oturun bir hesap yapın ; kendi faşizminizi ve katliamınızı ne zaman sonlandıracaksınız ?
Ne Mutlu İnsanım Diyene...
FİLİSTİN'E ÖZGÜRLÜK İSTİYORUZ.
24 Mart 2010 Çarşamba
Lümpen Kroleter
Merhaba ben Lümpen
Hayata evimin penceresinden bakıyorum.Evim nerde mi?Evim Greenwich’te belki,belki Sudan’da,belki İstanbul,belki Mardin yani aslında ben dünyanın merkezinde bir yerlerdeyim yahut ücra köşelerinde.Pencerem dünyaya açılıyor,dünya ise bahçem benim.Bahçe öyle ki uçsuz bucaksız bazıları kainat diyor,o zaman sonsuz oluyorum.Nihayetinde hep pencereden bakmakla da olmuyor bahçemi gezmeğe de çıkıyorum henüz her yanını göremedim zaten benimkisi görmek çabası artık ne kadarına yetişebilirsek.
Bahçemden bahsetmek isterim size…Birsürü şey var içinde,kimi insan diyor kendine lisan dedikleri seslerle konuşuyor .Kendine insan diyor, bir de tanım getiriyor insana lakin insan gibi olamıyor.İşte penceremi yanıma alıp,bahçeyi gezmeğe çıkışımın sebebi de budur.Bu insanlar hep bir şeyler söylüyor,bir şeylere sınır getiriyor hem de sınırları yıkmağa çalışıyorlar.Önce dedim olmaz böyle,bu ne yaman çelişki!Bir de utanmadan kendilerine yeryüzündeki en akıllı yaratık diyorlar,tekmil yalan!İnanasım gelmiyor,ağzım kurudu durun bi çay alıp geliyorum…
Heh tamamdır şimdi!Ben dünyaya bahçem diyorum penceremi de alıp çıkıyorum gezmeğe amma ben de 4 duvar içinde bu dünyada bir yerdeyim.Hayallerimin sınırlarını aşıp başka hayallere giriyor başka insanları tanıyorum.Aslında bahçeme yeni şeyler ekliyorum o zaman yalnız hissetmiyorum.21. yüzyılın çöplüğünde Lümpen kirli sözcükleri,kırılan kalbi,kırılmayan umutları ve kelimeleriyle!Erkek gibi yetişen bir kızın dünyaya açılma planları bu okuduklarınız.Tam anlamıyla saf denemez ama henüz kirlenmedi çok da iyi niyetli sayılmaz şeytana uyuşları da olmuştur.Ne köylü ve ne şehirli Lümpen ne batılı ne doğulu ve ne çirkin ne de güzel öyle bir kız işte…Dedim ya 21. yüzyılın çöplüğünde dolanıyor!Hayaller çalan ve bahçesini süsleyen bir ucube belki de!Çocukları seviyor Lümpen meyilleniyor toplumcu gerçekçi olmaya kendi gerçeklerini görüyor,kapanıyor 4 duvarına.İzbe bir evi,ağrıyan başı ve acı çeken bedeni var bazen de çok dinç çok genç.Şimdi siz dinleyin Lümpen’nin söylediklerini nasiplenin kendinizce o döner bir zaman sonra,bahçesini gezmeğe gitti.
Hayata evimin penceresinden bakıyorum.Evim nerde mi?Evim Greenwich’te belki,belki Sudan’da,belki İstanbul,belki Mardin yani aslında ben dünyanın merkezinde bir yerlerdeyim yahut ücra köşelerinde.Pencerem dünyaya açılıyor,dünya ise bahçem benim.Bahçe öyle ki uçsuz bucaksız bazıları kainat diyor,o zaman sonsuz oluyorum.Nihayetinde hep pencereden bakmakla da olmuyor bahçemi gezmeğe de çıkıyorum henüz her yanını göremedim zaten benimkisi görmek çabası artık ne kadarına yetişebilirsek.
Bahçemden bahsetmek isterim size…Birsürü şey var içinde,kimi insan diyor kendine lisan dedikleri seslerle konuşuyor .Kendine insan diyor, bir de tanım getiriyor insana lakin insan gibi olamıyor.İşte penceremi yanıma alıp,bahçeyi gezmeğe çıkışımın sebebi de budur.Bu insanlar hep bir şeyler söylüyor,bir şeylere sınır getiriyor hem de sınırları yıkmağa çalışıyorlar.Önce dedim olmaz böyle,bu ne yaman çelişki!Bir de utanmadan kendilerine yeryüzündeki en akıllı yaratık diyorlar,tekmil yalan!İnanasım gelmiyor,ağzım kurudu durun bi çay alıp geliyorum…
Heh tamamdır şimdi!Ben dünyaya bahçem diyorum penceremi de alıp çıkıyorum gezmeğe amma ben de 4 duvar içinde bu dünyada bir yerdeyim.Hayallerimin sınırlarını aşıp başka hayallere giriyor başka insanları tanıyorum.Aslında bahçeme yeni şeyler ekliyorum o zaman yalnız hissetmiyorum.21. yüzyılın çöplüğünde Lümpen kirli sözcükleri,kırılan kalbi,kırılmayan umutları ve kelimeleriyle!Erkek gibi yetişen bir kızın dünyaya açılma planları bu okuduklarınız.Tam anlamıyla saf denemez ama henüz kirlenmedi çok da iyi niyetli sayılmaz şeytana uyuşları da olmuştur.Ne köylü ve ne şehirli Lümpen ne batılı ne doğulu ve ne çirkin ne de güzel öyle bir kız işte…Dedim ya 21. yüzyılın çöplüğünde dolanıyor!Hayaller çalan ve bahçesini süsleyen bir ucube belki de!Çocukları seviyor Lümpen meyilleniyor toplumcu gerçekçi olmaya kendi gerçeklerini görüyor,kapanıyor 4 duvarına.İzbe bir evi,ağrıyan başı ve acı çeken bedeni var bazen de çok dinç çok genç.Şimdi siz dinleyin Lümpen’nin söylediklerini nasiplenin kendinizce o döner bir zaman sonra,bahçesini gezmeğe gitti.
23 Mart 2010 Salı
Şizofren Bebek
Şizofren bir bebek olucam,oyuncu arkadaşlara ihtiyaç yok hem şekerimi falan da paylaşmam
kardeş payı da ne ki!Kendi kendime büyüycem annemi kullanıcam ve onu sevmeyeceğim gerek yok!
Hayalsemelerim olacak onlar bana sevgi verir,anne ve babam da pervane olucak peşime mutlu olsam,kıçım kuru olsa,karnım tok olsa bile ağlayacağım.Sonra tek başıma kalınca yani annem babam gidince onların telaşlarına gülücem.Büyümek istemeyeceğim ama büyüyeceğim arkadaşım olmayacak hiç bütün diğer bebekleri döveceğim sonra onlar beni dövdü deyip üste çıkacağım,anneleri onlara kızacak ve ben bunlardan büyük zevk duyacağım.Annemin örgüsünü söküp suçu kediye atacağım,kedi aç kalacak dışarı atılacak.Beni sevmeye çalışan bütün kadınları ve erkekleri tükürüğe boğacağım kin besleyecekler bana ama bebeğim diye birşey de diyemeyecekler.Şu 5 yaşlarında ukala büyükler olucak beni sevmeye çalışacaklar
tırnaklayacağım hepsini,oyuncaklarını çalacağım ve benim olacak hepsi.Zaman geçecek büyüyeceğim ama çok değil 1-2 sene,çaktırmadan okumayı öğreneceğim ve yazmayı ama belli etmeyeceğim,kendi başıma yemek yiyebileceğim ama bilmiyormuş gibi davranacağım,yemekleri her yana saçacağım annem temizledikçe ben kusup kirleteceğim.Annem çocuktur deyip geçecek bilmeyecek içimdeki şeytanı.
Okula başlayacağım sonra okumayı bileceğim ama bilmiyormuş gibi davranacağım.Öğretmenleri çileden çıkartacağım arkadaşlarımla hep kötü anlaşacağım.Hayalsemelerim var onlar dostum olacak. Büyümeye devam edeceğim hiç arkadaşım olmayacak ama ben mutsuz da olmayacağım,bana aşık olacak salak çocukları kalplerini kırıp tekmeyi basacağım hepsine!Tam öpmeye çalışırken sevgilin yumruğu indireceğim suratının ortasına,hayalimdekilerle sevişeceğim ve hep onları seveceğim.Hatta biri yanımda şuanda saçlarımı okşuyor bense tepki vermiyorum hayal nasıl olsa.Her ne kadar şizofren olsam da istemediğim zaman görmüyorum bunları,onları da sevmiyorum aslında,tüm varlıklar salak!saçma! Ben yalnızım bu iyi hiç zarar görmedim zaten,suratım asık hep ama sevenler çıkıyor elbet.Hepsine herşeyeherkese bütün emeklere zarar veriyorum,yıkıp atıyorum.Tiksiniyorsunuz biliyorum ama sizi de sevmiyorum!
kardeş payı da ne ki!Kendi kendime büyüycem annemi kullanıcam ve onu sevmeyeceğim gerek yok!
Hayalsemelerim olacak onlar bana sevgi verir,anne ve babam da pervane olucak peşime mutlu olsam,kıçım kuru olsa,karnım tok olsa bile ağlayacağım.Sonra tek başıma kalınca yani annem babam gidince onların telaşlarına gülücem.Büyümek istemeyeceğim ama büyüyeceğim arkadaşım olmayacak hiç bütün diğer bebekleri döveceğim sonra onlar beni dövdü deyip üste çıkacağım,anneleri onlara kızacak ve ben bunlardan büyük zevk duyacağım.Annemin örgüsünü söküp suçu kediye atacağım,kedi aç kalacak dışarı atılacak.Beni sevmeye çalışan bütün kadınları ve erkekleri tükürüğe boğacağım kin besleyecekler bana ama bebeğim diye birşey de diyemeyecekler.Şu 5 yaşlarında ukala büyükler olucak beni sevmeye çalışacaklar
tırnaklayacağım hepsini,oyuncaklarını çalacağım ve benim olacak hepsi.Zaman geçecek büyüyeceğim ama çok değil 1-2 sene,çaktırmadan okumayı öğreneceğim ve yazmayı ama belli etmeyeceğim,kendi başıma yemek yiyebileceğim ama bilmiyormuş gibi davranacağım,yemekleri her yana saçacağım annem temizledikçe ben kusup kirleteceğim.Annem çocuktur deyip geçecek bilmeyecek içimdeki şeytanı.
Okula başlayacağım sonra okumayı bileceğim ama bilmiyormuş gibi davranacağım.Öğretmenleri çileden çıkartacağım arkadaşlarımla hep kötü anlaşacağım.Hayalsemelerim var onlar dostum olacak. Büyümeye devam edeceğim hiç arkadaşım olmayacak ama ben mutsuz da olmayacağım,bana aşık olacak salak çocukları kalplerini kırıp tekmeyi basacağım hepsine!Tam öpmeye çalışırken sevgilin yumruğu indireceğim suratının ortasına,hayalimdekilerle sevişeceğim ve hep onları seveceğim.Hatta biri yanımda şuanda saçlarımı okşuyor bense tepki vermiyorum hayal nasıl olsa.Her ne kadar şizofren olsam da istemediğim zaman görmüyorum bunları,onları da sevmiyorum aslında,tüm varlıklar salak!saçma! Ben yalnızım bu iyi hiç zarar görmedim zaten,suratım asık hep ama sevenler çıkıyor elbet.Hepsine herşeyeherkese bütün emeklere zarar veriyorum,yıkıp atıyorum.Tiksiniyorsunuz biliyorum ama sizi de sevmiyorum!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)