19 Nisan 2011 Salı

Faşist, Emek Düşmanı, Liboş : Ysk ve Akp Blogu

Başbakan Kürt Sorunu yoktur dedi sonra olanlar oldu... Bağımsız BDP milletvekili adaylarının, adaylıkları veto edildi.

Ysk-Akp birliliğiyle diktatörlüğe! Daha fazla ne kadar faşist olunabilinir ki? Tüm Türkiye'nin iradesi yok sayılıyor Kürt Halkıyla beraber.

Bunlar vatandaşın seçtiği milletvekilini içeri attıran, mecliste yuhalatan, dilini, dinini, ırkını ayırdeden birtakım faşist zihniyetli sermayenin köpekleridir. Neresine güvenebileceğiz, bunlara değil memleket tuvalet bile emanet edilmez.

Sırrı Süreyya Önder çok açık ve net konuştu : Fırıncıya söyleyin bundan sonra ekmek de vermesin !

16 Nisan 2011 Cumartesi

en güzellerimiz ölürken

en güzel yanımı 5 dakika önce çamaşır asarken katletmiştim, bundan önceki en güzel yanımı yemek yaparken, ondan öncekini banyoyu temizlerken, ondan öncekini tuvaleti fırçalarken, ondan öncekini hoyratça ağlarken, bu böyle devam ediyor eskiye doğru... ilk defa en güzel yanımı katlettiğimde o beni terketmişti, ilki öylesine aşk ve hüsran doluydu, öylesine kullanılmıştı, iyi de bir oyuncaktı.

yap-bozlar, legolar, oyuncak bebek sindiler ve onun aksesuarları, pamuktan prensesler, beyaz atlı prensler, çokoprensler, persler, tarih dersleri, okul müfredatı, cinsellik dersleri...anne baba uyarıları, aile efradı, akrabalar, arkadaş çevreleri bunları terkedeli epey oldu.

en güzellerimizi, en güzel kadınlarımızı bir erkeği severken kaybetmiştik.

en güzel çocuklarımızı okul sıralarında bir dersi öğrenirken kaybetmiştik.

en güzel annelerimizi bizi doğururken kaybetmiştik.

en güzel babalarımızı onlar savaştayken kaybetmiştik.

sen güzel sevdiklerimizi sever-mişçesine, yalnız-mışcasına kendimizi acındırırken kaybetmiştik.

bir söküğü dikmekti bir kadının en güzel yanı, en güzel yakın saflığıydı/dokunulmamışlığıydı, yaktığı ocakta, sevdikleriydi, sevenleriydi... sonra bir kadını bir adam gelip katletti, adına sevgi dedi, tanrı onu affetti. lilith öfkelendi, yıldırımlar düştü, tanrı lilithi lanetledi, adem havvayı istedi lilithi terketti. işte aşk o gün acıya dönüştü, dokunulmamayı hak kıldı. işte o günden beri kadın yalnızdı, havva geldiğinden beri müthiş derecede yalnızdı.

15 Nisan 2011 Cuma

cenabet

iç sesin dinginlik konçertosu

aşk yok
para yok
dert yok
sex yok
bok var

yokmuş gibi davranıyor
olmayan dertlere üzülüyor
olanları yok sayıyor
ayna etkili kelimeleri unutuyor
şarkılar hiç söylenmemiş gibi üşüşüyor-uz

bir iz
bir kalıntı
ve hiçbirinin anıları var

biraz kafa dağıtmalıyız
irem peşindeyiz
tümüyle şüphede
tümüyle cenabetiz

bence ıslık çalmalıyız

güzel cümlelerden
etkileyici noktalama işaretlerinden
ideolojik nota darbelerinden
-ayrı-
birşeyler söylemeliyiz
birşeyler çalmalıyız
birşeyler susmalıyız

8 Nisan 2011 Cuma

şiirimiz karadır abiler

“Şiirimiz karadır abiler”

“Şiirimiz her işi yapar abiler”

“Şiirimiz gül kurutur abiler”

“Şiirimiz erkek emzirir abiler”

“Şiirimiz mor külhanidir abiler”

“Şiirimiz kentten içeridir abiler”

Ece Ayhan

7 Nisan 2011 Perşembe

istasyon insanları

İşte
Isınmış parke yolun kokusu
Demek ki ben mutsuzum
Tuhaf bir su içmişim de sanki içim görünüyor

Gözlerim buzdan
İçimde yaz kırıkları.
Eklemek gerek

Büyümesi gibi bir salyongozun
Yıllarla değil, yıllarla değil
Saniyelerle kıvrılmıştır kabuğum.

Edip Cansever

2 Nisan 2011 Cumartesi

otobüs

küçük tanrıların ve küçük peygamberlerin dünyasında
kaybolan bir tanrıtanımazdım
öldüğüm zamanları iyi hatırlıyorum
ben hep güneşli havalarda öldüm
parçalı bulutlu zamanlarda makineye bağlı
yağmur yağdığında hayattaydım

tiksindirici
anahtar kelimeler ve etiketler
sıkıştırıldığımız dünya
zip arşivinden daha masum olamaz

tank ve panzerlerden oyun kuran çocuk
88 yıldır 8 yaşında
savaşçılık oynuyor elinde taşlarıyla

hiçbir yönetici kadar asil olamadım
sıradan ve bayalığın
cumhuriyet kaygılı vatancılığın içinde
ortasından yarılan bir körüklü otobüs yolcusuyum
çevre dostu otobüsler üretildiğinden bu yana
mertlik bozuldu, kirlendi dünya

bilinç altı masturbasyonu - II

I
oralarda biryerde
unutulmuşluğun adıydı bahar

II
miski amber, levhi mahfuz, kırılan kalem
şiddetli bir kompozisyon
yok
-muş
gibi davranan
bitlis'in yeşil elması
kızıl ve yeşil ırmakların dostluğu gibi
fırat ve dicle'nin karındaşlığı tadında yaşıyor
bir turuncu güneş

onu siz görmüyorsunuz
topraklarımı kaplayan nükleer tehlikeler
bir kesime hitap ediyor
ve fakat laleler boynunu büküyor
ibrahim müteferrika'dan kalan hızlı basım araçlarına
savaş açıyor modern dünya
ve intihar ediyor
modası geçmiş bir meyhane şarkısının notalarında

III
yağmurlu nisanların şirinliği
paçaların çamura bulanana dek sürüyor
daha fazla değil
oralarda biryerde unutulmuşluğun adıydı
bahar
haziran'a çıkmaz, ölüverir
bir başka nisanda dirilir